FC Barselona Rüya Takım mı?

Son zamanlarda medyada özelliklede goal.com’da lanse edilen bir olay var; şu anki barselona takımı bütün zamanların en iyi takımı mı. Yalnız Barselona’ya bütün zamanların en iyi takımı diyebilmek için, futbolun en eski zamanlarından şu ana kadar gelip geçen en iyi  takımlar ile karşılaştırmak gerekiyor. Barselona’yı değerlendirmeden önce biz bu takımları tanıyalım. Daha sonrasında da Barselona ile karşılaştırarak, Barselona’nın en iyi takım olup olmadığına karar verebiliriz.

Karşılaştırmamıza ilk olarak Bayern Munich ile başlıyoruz, en iyi oldukları dönem ise 1974-76. Bu dönemde Bayern, 3 defa o zamanın şampiyonlar ligi kupasını aldı. Bu dönem içinde göze çok güzel bir futbol oynamamalarına rağmen bir çok kupanın sahibi olmayı başarabilmişlerdi. Takımda öne çıkan oyuncu, Almanların gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu diye adlandırabileceğimiz Franz Beckenbauer.

Bir sonraki takımımız ise Liverpool. 1975-84 seneleri arasında 4 kere o zamanın şampiyonlar ligi şampiyonu ve 7 defada kendi liglerinde şampiyon olmayı başarmıştı. Çok iyi pas trafiği yapmalarına ve oyun akışını iyi kontrol etmelerine rağmen, başarılarının sırrı çok iyi olan savunmalarında yatıyordu. Hatta defanslarına, istatiksel olarak baktığımızda Ingiltere futbol ligi tarihinin en iyi defansı denebilir. Liverpool bu senelerde takım halinde iyi savunma yapıyordu, öne çıkan futbolcuları yok demek yanlış olmaz.

Ezeli rakibi Real Madrid’te 1953 ile 1960 yılları arasında gerçekten de bir çok başarının altına imza atmıştı. O zamanın şampiyonlar ligi kupasını tam 5 kere kaldırmışlardı. Öyleki Real Madrid hakkındaki tek yorum, bu futbolcular insan olamazdı. Takımın şüphesiz en iyi oyuncusu olan Alfredo Di Stefano, bütün zamanların en iyi futbolcuları arasında gösterilmektedir.

Bir zamanların efsane takımı Ajax ise Barcelona’ya en büyük rakiplerden biri gibi görünüyor. Ajax 1965 ile 1973 yılları arasında her kupayı kazandı. Bu kupaların arasında 3 kere o zamanın şampiyonlar ligi kupası var. Ajax takımhalinde müthiş bir akıcılık içerisinde futbol oynuyordu. Ajax’ın bu dönemdeki futboluna total futbol denildi ve kelimenin tam anlamıyla bir ekol haline geldiler. Gerçekten de bu dönem Ajax’ın ve Hollanda futbolunun çağıydı. Ajax’ın bu dönemdeki en iyi futbolcusu Johan Cruyff’tu. Bu dönemde, Cruyff 3 defa en iyi futbolcu(FIFA Ballon d’Or) ödülünü kazanmıştır.

Şimdi sıra Barcelona’da. Barselona’yı aslında daha iyi inceleyebilmek için bir 5-10 seneye ihtiyacımız var. Rakiplerinin hepsi uzun yıllar istikrarını sürdürebilmiş. Biz de Barcelona’yı değerlendirmek için beklemeliyiz. Hali hazırda, rüya takım olma yolunda ise emin adımlarla yürüyor. Futbolcu bazında baktığımızda, kaleci ve sol bek hariç , her biri mevkilerinde en iyi futbolcular. Takdir edersiniz ki, futbolcu kalitesi takımı başarıya götürebilecek en önemli etkenlerden biri. Futbolcuların kalitesinin yanı sıra, takım olarak da iyi bir görünümdeler. Bütün bunları düşündüğümüzde, Barselonanın rüya takım olma ihtimali çok yüksek.

Şu anki barselona ile saydığımız diğer takımları karşılaştıracak olursak, Barselona’nın rakiplerinden hiçte alta kalır yanı olmadığını görebiliriz. Bence en önemli rakibi olan Ajax ile hemen hemen aynı seviyede diyebiliriz. Çünkü, Ajax’ın oynadığı total futbolu Barselona’da gözlemleyebiliyoruz. Rakip kim olursa olsun, topa sahip olum hücumu düşünen bu anlayış hem göze hitap ediyor, hem de iyi sonuçlar veriyor. Barselona istikrarı yakalarsa, rüya takım olucaktır.

Jose Mourinho

Yazımın başında size Mourinho’yu kısaca tanıtmak istiyorum. Jose Mourinho, 26 Ocak 1963’te Portekiz’in Setubal şehrinde doğdu.  Baby Robson’ın yanında çevirmen olarak başladıktan sonra, kariyerine Barcelona’da devam etti. Burada da futbolcular ile teknik direktörler arasında çevirmenlik yaptı. Daha sonraları Louis Van Gaal’in isteği üzerine Barcelona B’nin teknik direktörlüğüne getirildi. Ayrıca bir kaç maçtada Mourinho’dan yardımcı teknik direktör olarak yararlandı. Mourinho ilk olarak Benfica’da teknik direktörlük görevine getirildi. Burada yaşadığı başarıdan sonra Porto’nun ilgilisini çekti ve Porto’nun teknik patronu oldu. 2003 yılına gelindiğinde, ligde şampiyon olup ueafa kupasınıda kaldırmıştı. Bir sonraki yıl ise şampiyonlar ligi şampiyonu olarak dikkatleri üzerine topladı. Roman Abramovich’in isteği üzerine Chealsea ile el sıkıştı. Ciddi bir transfer bütçesiyle, Didier Drogba, Michael Essien, Ricardo Carvallo gibi önde gelen isimleri kadrosuna kattı. İlk senede ligde şampiyon olup, şampiyonlar liginde de yarı finale kalma başarısını gösterdi. Chealsea’de kaldığı süre boyunca bir çok başarıyı kucakladı. 2008’de Inter’in teknik direktörü olmayı kabul etti. İlk senesinde çok büyük başarılar bekleyen taraftarlara, isteneni kısmende olsa veremedi. İkinci senesinde bir çok transfere imza attı. Ibrahimovic ve Wesley Snejder gibi dünyanın sayılı futbolcularını kadrosuna kattı. 2009-2010 sezonun neredeyse her kupayı müzesine götürme başarısını yaşadı. 2010 yılında Real Madrid  teknik direktörlüğüne getirildi.

Mourninho şimdilerde dünya tarihindeki en iyi teknik direktörleri arasında gösteriliyor. Takma adı olarakta “The Special One” özel biri adıyla anılıyor. Mourinho şimdiye kadar çıktığı maçların 68% yenme oranıyla gerçekten de çok başarılı bir teknik direktör olduğunu gözler önüne seriyor. Kariyerindeki başarılı olmasında en büyük nedenlerden birinin İspanyolca, İngilizce, İtalyanca gibi bir çok dile hakim olmasının önemli bir yer tuttuğunun altını çiziyor. Genel olarak agresif çıkışları ve yüksek egosuyla gündeme gelen Mou, oldukça hazır cevap olduğunu her fırsatta eleştirmenlere gösteriyor.

Mou’yu bu kadar tanıttıktan sonra, neden iyi olduğunu kendimce yorumlamak istiyorum. Bir takımı takım yapan oyuncularıdır. Mourinho yaptığı transferle ile kendisin futbolcuları analiz etmekteki becerisini kantılıyor. Bunlara bir çok örnek vermek mümkün, mesela Mesut Özil, Essien, Drogba, Deco ve daha niceleri. Bu oyuncular bulundukları takımlarda gerçekten iyiydiler ama onların birer yıldız olduğunun farkına varmak herkesin harcı değil. Zaten, yıldızları bir arada oynatabilmekte önemli bir yeti. Mou, ayrıca taktik ve teknik olarak gerçektende çok yetenekli. Bir çok farklı ligde bir çok takımda teknik direktörlük yapıp hepsinde de başarılı oldu. Bu takımlarda uyguladığı taktikler ise birbirinden farklıydı çünkü takım için ideali bulmayı biliyordu. Bu onun taktik bilgisini ve oyuncuları uygulanan taktiğe alıştırma becerisini gösterir. Ayrıca Mou, saha içinde de yaptığı yerinde değişikliklerle de oyun içinde maça hakim olabilmekte, müdahaleleri ile maç çevirip, maç kazanmayı en iyi şekilde başarabilmekte. Dahası Mourinho, büyük maçların adamı. Karşısındaki teknik adamı oynattığı oyun sitili ile ters köşe yapmakta üstüne yok. Bir bakarsınız savunma oyuncusu hücum hattında pres yaptığını görürsünüz yada bir hücum oyuncusu savunmaya olabildiğince yakın oynattığına şahit olursunuz. Mourinho, futbolcularını maça hazırlama ve onlara kazanma hırsını aşılamakta da mükemmel. Cristiano Ronaldo’ya bile pres yaptırabiliyorsa yada takım ruhuyla oynamayı az da olsa öğretebiliyorsa, gerçektende ikna kabiliyeti olarak ve oyuncu yönetme becerisi olarak Mou’yu yüceltmek yersiz olmasa gerek. Son olarak Mou çok istikrarlı bir teknik adam olduğunu yaptığı maçlara ve istatistiklere bakarak görebiliriz. Barcelona belkide gelmiş geçmiş en iyi futbolu oynarken, Real Madrid’te çok büyük işler yaptı;  yapmaya da devam edeceğine eminim.

Yazımın son kısmında olaylara başka bir açıdan bakalım. Ya Mourinho Barcelona’nın başında olsaydı. Eğlenceli bir takım olacağına ve  gücüne güç katacağına kesinlikle eminim. Aslında bildiğimiz gibi Barcelona’ya çok da yabancı değil Mou,  belkide bir gün Barçanın teknik direktörlüğünü yapar. Barcelona’ya katacaklarına gelirsek, bir kere çok iyi transferler yapacağı aşikar. Sonuçta Barcelona bütçesi Madrid’in kadar olmasada, çok da aşağı kalır yanı olduğunu düşünmüyorum. Barçada hali hazırda gayet işleyen bir taktik var bunu belki biraz daha geliştirilebilir ama maçların akışına çok iyi müdahalelerde bulunacaktır. Son olarak, futbolcular zaten hazır durumda ama onlara daha fazlasını verebilirsiniz, bu noktada Mou ciddi anlamda iş görecektir. Kimbilir, belki bir gün Barça’nın teknik adamı olur :D

Yazımı güncellemek istedim çünkü bir önceki paragrafta Mourinho’nun Barcelona’nın başında olması ile ilgili yazdıklarımı geri alıyorum. Bu kadar ahlaksız bir şekilde futbol oynatan bir adamı Barcelona camiasının hiçbiryerinde olmaması gerektiğini düşünüyorum. Kendi futbol ahlakıda ciddi derece sorgulanmalı. Hem verdiği demeçlerle, hem de yaptığı hareketlerle futbolu katlediyor. Evet Mourinho Barcelona’nın hiç bir yerinde olmamalı.

Mediator

Bu yazımda size Mediator adındaki nesneye dayalı yazılım şablonunu (Object-Oriented Design Pattern) anlatacağım.Mediator bize, bjeler arasında fazla bağ kurmadan (tight-coupled) işlemlerimizi yapabilmeyi sağlar. Buradaki amacımız, objelerin biribirini bilmesine gerek kalmadan, bizim yarattığımız mediator sınıfını kullanarak işlerini yapabilmesidir. Genellikle ara yüz yazılımında kullanılan bu şablona şöyle bir örnek verebiliriz.  3 tane ışığımız var ve biz bunların kontrolünü sağlayacağız. Bu ışıklardan her seferinde birini açmak istiyoruz. İşte burada bu isteğimizi mediator sınıfında uyguluyoruz. Her ışığa basıldığında diğer ışıklarla ilgili işlemleri mediator sınıfında yapıyoruz. Dolayısıyla ışıkların biribirlerini bilmesine gerek kalmıyor. Aşağıda verdiğim kod örneğinde daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.

public interface Command{
	public void turnOn();
}
abstract public class Lamp implements Command{
	boolean isOn = false;
	Mediator mediator;
	public Lamp(Mediator mediator){
		this.mediator = mediator;
	}
	public void on(){
		this.isOn = true;
	}
	public void off(){
		this.isOn = false;
	}
	abstract public void turnOn();
}
public class GreenLamp extends Lamp{
	public GreenLamp(Mediator mediator){
		super(mediator);
	}
	public void turnOn(){
		mediator.turnOnGreenLamp();
	}
	public String toString(){
		if(this.isOn)
			return "GreenLamp is on";
		return "GreenLamp is off";
	}
}
public class RedLamp extends Lamp{
	public RedLamp(Mediator mediator){
		super(mediator);
	}
	public void turnOn(){
		mediator.turnOnRedLamp();
	}
	public String toString(){
		if(this.isOn)
			return "RedLamp is on";
		return "RedLamp is off";
	}
}
public class YellowLamp extends Lamp{
	public YellowLamp(Mediator mediator){
		super(mediator);
	}
	public void turnOn(){
		mediator.turnOnYellowLamp();
	}
	public String toString(){
		if(this.isOn)
			return "YellowLamp is on";
		return "YellowLamp is off";
	}
}
public class Mediator{
	Lamp yLamp,gLamp,rLamp;
	public void turnOnYellowLamp(){
		yLamp.on();
		gLamp.off();
		rLamp.off();
	}
	public void turnOnGreenLamp(){
		yLamp.off();
		gLamp.on();
		rLamp.off();
	}
	public void turnOnRedLamp(){
		yLamp.off();
		gLamp.off();
		rLamp.on();
	}
	public void selectYellowLamp(YellowLamp yLamp){
		this.yLamp = yLamp;
	}
	public void selectGreenLamp(GreenLamp gLamp){
		this.gLamp = gLamp;
	}
	public void selectRedLamp(RedLamp rLamp){
		this.rLamp = rLamp;
	}
}
public class MediatorDemo {
	public static void main(String []args){
		Mediator m = new Mediator();
		YellowLamp yLamp = new YellowLamp(m);
		GreenLamp gLamp = new GreenLamp(m);
		RedLamp rLamp = new RedLamp(m);
		m.selectGreenLamp(gLamp);
		m.selectRedLamp(rLamp);
		m.selectYellowLamp(yLamp);
		yLamp.turnOn();
		System.out.println(yLamp);
		System.out.println(gLamp);
		System.out.println(rLamp);
		System.out.println("***************");
		rLamp.turnOn();
		System.out.println(yLamp);
		System.out.println(gLamp);
		System.out.println(rLamp);
	}
}
Sayfa: 1 | Toplam: 1312345...10...Last »