Zor bir seneydi aslında. Her şey çok kolay olmuş gibi geliyordu dışardan bakıldığında ama Barça çok çalıştı kupaların her biri için. Bazen şansta yardım etti tabi :). Ama sevindirici olan 3 kupayıda birden almayı başaran takımın ilk Barçanın olmasıydı. Sonunda çok güzel bir sezon yaşattı Barça taraftarlarına.
Hele Reale 6 attığımız maç akıllara kazınacak ve içimizdeki real nefretinin dışa vurumuna dönüşecekti. O maçta Barça ruhunu gördük tabikide. Her atılan golde dahasını istedi taraftar ve olduda üzmedi Barçalı futbolcular :D. Real ise tarihinin acı ama gerçek hezimetlerinden birini yaşadı. Hiç bir dalda başarı gösteremedi geçen sezon. Şimdilerde astronomik transferlerle kendini avunduruyor ama bence sonları yine hüsran olacak…
Manchester United… Gerçektende iyi bir kadroya sahip bir takım… Fazla denilecek bir söz yok ama Barcelonanın ortasahası ile mücadele edebilecek dünyada takım yok Alex Ferguson’un dediği gibi. Ayağa paslarla rakibi yorup kendi oyunu rakibe kabullendirmek. Barçaya has süper paslar… Sonunda eze eze galip geldiğimiz bir maç oldu tabikide.
Sezonun tamamında gerçekten özverili bir çalışma gösterdi hem Barça teknik kadrosu hem de Barçalı futbolcular. Gelelim Guardiola’ya… Zaten futbol kariyeri olarak kendini gerçektende çok iyi kanıtlamış bir isim. Futbol zekasına denecek söz yok. Sezon başlarında biraz olsun şüpheye düşürdüysede takımı en iyi şekilde oynatmayı ve organize etmeyi başardı. Başarılarının devamını bekliyoruz…
Türkiyeden tabi Barça taraftarı olmak zor aslında. Her zaman bulamıyorsun izleyemiyorsun maçlarını. Ancak video sitelerinden geniş özetleriyle avunuyorsun. Camp Nou da izlemenin tadına varamıyorsun tabikide ama oda olur inşallah :D.

Kasım aylarının sonlarındaydı, artık kış geldiğini hissettiriyordu. Bayburt o gün az da olsa karlarla kaplıydı. Belkide erken yağan kar, soğuk bir kışın habercisiydi. Soğuk bir 24 kasım yaklaşmaktaydı. 9 aydır beklenen zatı muhterem o gün teşrif edecekti. Herkes bir telaş halindeydi. Fakat misafir çok aceleciydi, hastaneye gitmeye niyeti yoktu. Hemen beldenin ebesi çağrıldı. Aylarca yapılan hazırlıklar tamamlanmıştı, artık hep beraber hoşgeldin demek istiyorlardı. Herkesin onu beklediği anda bir ses duyuldu. Gecenin yerini sabahın ilk ışıkları aldığı sıralarda Gökçedere kasabasında bir çocuk doğdu. Tam saat 5:58’de. Kara kuru bir oğlan çocuğu. Adı hemen Yusuf koyuldu. Yusuf büyük büyük dedesinin ismiydi. Annesi yavrusunu kucağına aldı artık o anı hiç unutmayacaktı…. İşte böyle…
FC Barcelona(Football Clup Barcelona), 1899 yılında ispanyol Joan Gamber tarafından kuruldu. Şimdilerde takma adı Barça olarak bilinen kulüp 1928 yılında La Liga(İspanyol Ligi, bizdeki süper lig)’ya katılmıştır. İspanyolca Més que un club(More than a clup) yani bir kulüpten daha fazlası sloganıyla kendini taraftarına ve basına benimsetmiştir.
La liga’ya girdikten sonra en büyük rakipleri Real Madrid ve Athletico Bilbao olmuştur. Birinci ligden hiç düşmeyen Barcelona 18 lig, 24 copa del rey, 7 süper kupa, 2 şampiyonlar ligi,4 uefa kupası, 3 kıtalar arası şampiyona kupası ve 2 de avrupa klüpler kupasını kazanarak tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır.
Barcelona maçlarını dünyanın sayılı statlarından biri olan Camp Nou’da oynamaktadır. 98,772 kişilik kapasitesiyle avrupanın en büyük ve dünyanın en büyük 11. statıdır. Stadın temelleri 1957 yılında atılmıştır. Bir çok müsabakaya ev sahipliği yapan stat yeni görünümüne 2015 yılında kavuşacaktır.
Barcelona avrupadaki taraftar topluluğu en büyük takımlardan biridir. İspanyanın %25 barcelona taraftarı olmasının yanında Avrupa’da da azımsanayamacak derece fazla taraftarı vardır.
Barcelona sadece futbolda değil aynı zamanda diğer spor dallarında da gayet başarılı bir profil çizmektedir. Bunların başlıcaları basketbol, voleybol,buz hokeyi, beyzbol ve bisiklettir.
Şu an takımın başında Josep Guardiola bulunmaktadır. Kulübün başkanı ise Joan Laporta’dır.
Referans www.fcbarcelona.com