Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/yusuf/public_html/yusufaytas.com/wp-content/themes/beveled/includes/widgets/widget-woo-tabs.php:1) in /home/yusuf/public_html/yusufaytas.com/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Yusuf Aytaş » Kategorisiz http://www.yusufaytas.com Yazılım Çözümleri Mon, 30 Jan 2012 11:56:07 +0000 en hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.3.1 24 Kasım http://www.yusufaytas.com/24-kasim/ http://www.yusufaytas.com/24-kasim/#comments Mon, 24 Nov 2008 02:49:49 +0000 Yusuf Aytaş http://www.yusufaytas.com/?p=240
Kasım aylarının sonlarındaydı, artık kış geldiğini hissettiriyordu. Bayburt o gün az da olsa karlarla kaplıydı. Belkide erken yağan kar, soğuk bir kışın habercisiydi. Soğuk bir 24 kasım yaklaşmaktaydı. 9 aydır beklenen zatı muhterem o gün teşrif edecekti. Herkes bir telaş halindeydi. Fakat misafir çok aceleciydi, hastaneye gitmeye niyeti yoktu. Hemen beldenin ebesi çağrıldı. Aylarca yapılan hazırlıklar tamamlanmıştı, artık hep beraber hoşgeldin demek istiyorlardı. Herkesin onu beklediği anda bir ses duyuldu. Gecenin yerini sabahın ilk ışıkları aldığı sıralarda Gökçedere kasabasında bir çocuk doğdu. Tam saat 5:58’de. Kara kuru bir oğlan çocuğu. Adı hemen Yusuf koyuldu. Yusuf büyük büyük dedesinin ismiydi. Annesi yavrusunu kucağına aldı artık o anı hiç unutmayacaktı…. İşte böyle…

]]>
http://www.yusufaytas.com/24-kasim/feed/ 1
Hoş Bir Gün http://www.yusufaytas.com/hos-bir-gun/ http://www.yusufaytas.com/hos-bir-gun/#comments Wed, 29 Oct 2008 02:01:26 +0000 Yusuf Aytaş http://www.yusufaytas.com/?p=130 Sabah uyanmak istemezken saatin geldiğini görerek derse yetişme telaşı içinde yataktan kalkmak başlangıcıdır günün. Kahvaltı mı? Tabii ki hayır. Vakit yok ki kahvaltıya. Apar topar giydiğin birkaç parça giysiyle ringe yetişirsin. Derslerde hocayı dinlemek eziyetine katlanırsın bazen arkadaşlarına sataşırsın. Bazen çok sıkıcı olur ders uyumaya çalışırsın ama hoca farketsin istemezsin yerini ona göre seçersin. Kurtuluşu beklersin ve zaman gelir çıkma izni verilir hapishaneden. Her gün yaptığın ama sıkılmadığın yaratıcıklıklarla dolu muhabbetler. Sonra lanet olsun yine girersin hücrene. Sonunda mutlu son dersler bitti. Ama o da ne? OFFF! Şimdi de en büyük bela karşımızda; proje! Millet tatilini tatil gibi yaparken sen bir yurt köşesinde use case’lerle sequence diagram’la uğraş. Firarı yoktur projenin yaparsın. Aslında bazen belkide nadiren zevkli de olur yaptıkların. Ve sonunda afla çıkarsın proje olayından da. Yurduna gidersin uykuya dalacağını düşünmeden başını yastığa koyarsın. Kalktığında farkına varmadan uyumuş olursun. Sonra yapıcak iş yok napalım sorusu gelir aklına. Güzel bir gün için gerekli olan şeyler bellidir. Kokoreç, nargile vs. Mis gibi kokan kokoreçini yersin. Kokoreçin dayanılmaz tadı bir daha yemek zorunda bırakır insanı. Sonra mı? Nargile ve çay… Sözcüklerin bir birini yakaladığı dakikalardır. Her bir cümle ise yeniden düşündürür. Akrep yelkovanla kovalamaca oynar ama farkına varmazsın. Dinlemek ayrı bir tat bırakır çayını yudumlarken. Yarı gecenin vaktine yakın yurdunu özlersin ve kavuşursun ona. Belki çok sıradandır yaptıkların ama süslemek istersin yazarak. İşte hoş bir gün…

]]>
http://www.yusufaytas.com/hos-bir-gun/feed/ 2